RÖPORTAJ & BAŞARI HİKAYELERİ

Milli Sanayisini Kuramayan Toplumlar Özgür Olamazlar

ilhami_pektas_mayis2017_s40

Haber Tarihi: 20.06.2017

Dr. İlhami Pektaş

ARUS Koordinatörü

 

Üretim yapamayan toplumlar bağımlı yaşamaya mahkumdur...

Anadolu coğrafyasındaki raylı sistemlerin öyküsü Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1856 yılında İzmir-Aydın hattıyla başlayan çelik raylar üzerindeki demir atların hızlı koşusu, Cumhuriyetin ilk yıllarında da devam etti. 1900-1908 arasında inşa edilen Hicaz Demiryolu gibi tarihimizin övünç kaynağı örneklerini barındıran demiryolu yatırımlarının, Cumhuriyet döneminin de öncelikleri arasında olduğu görülüyor. 1923’ü takip eden yıllarda ekonomi politikalarının ağırlık merkezini, raylı ulaşım ağının yaygınlaştırılması için atılan adımlar takip etti.

Ülkeyi ‘demir ağlarla örme’ ülküsü bu dönemde aynı zamanda sektörde ‘millileşme’ idealinin de yol haritasını teşkil ediyordu. Türkiye’nin 10 bin km'lik demiryolu ağının 1.250 km’lik bölümünün inşasını gerçekleştiren kahramanlardan biri olan Mehmet Nuri Bey’e Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından “Demirağ” soyadı verildi.

Fakat 1940 yılından sonra hız kesen demir ağların ilerleyişi, 1950’li yıllardan itibaren yarım asrı aşan uzun bir süre duraklama dönemi yaşadı. Demirağ’ın Türk sanayisine olan inancıyla çizdiği hedefler o dönemde bir türlü anlaşılamadı. Tıpkı Vecihi Hürkuş’ta olduğu gibi… Demiryolları, ihmal edilmişliğin pençesinde sıkıntı çekti.

Çelik rayların lastik tekerleklere yenik düştüğü bu dönem, aynı zamanda millileşme yolunda atılan birkaç adımla hafızalarda yer aldı. Eskişehir’de üretilen KARAKURT ile Sivas’ta üretilen BOZKURT, ilk yerli buharlı lokomotif olarak, yine Eskişehir’de üretilen Devrim arabası da ilk yerli otomobil olarak tarihe geçti.

Dünyadaki gelişmelerin aksine 1950 ile 2003 yılına kadar sadece 945 km yeni demiryolu ile kayıp yıllar olarak tarihe geçen bu dönem 2003 yılında son buldu.

Öncelikli sektör olarak kabul edilen demiryollarının makûs talihi sona ererken, kayıp yılları telafi adına raylı sistemler için peş peşe projeler üretildi. Sektör yeniden canlanmaya, halkımız medeniyetin ölçüsü gelişmiş yüksek hızlı trenlerle demiryollarıyla tanışmaya başladı.

2012 yılı milat oldu.

Ülkenin bağımsızlığının sadece cephede değil, iktisadi gelişmeyle, yerli ve milli üretimle kazanılacağına inanan Anadolu’nun dört bir yanındaki üreticiler, destekleyici kuruluşlar ve üniversiteler, Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümelenmesi ARUS çatısı altında bir araya geldiler.

Yerli ve milli üretime inanan kadrolardan oluşan ARUS’un ilk başarısı, kamu alımlarında yerli katkı oranını ilk defa Ankara’da yapılan metro ihalesinde yüzde 51’e çıkaran şartnamenin imzalanmasıyla oldu.

Bu tarihi kararın ardından başlatılan; (hafif es) İpek böceği, Panorama, Talas, Green City, İstanbul tramvay ve hafif raylı ulaşım sistemleri ile TCV Trambüsü, TCDD’nin Bağlı Ortaklığı TÜLOMSAŞ’ın E-1000 ve E-5000 elektrikli lokomotifleri, Tülomsaş ve Tüvasaş’ın Milli Yüksek Hızlı ve Milli Hızlı Tren vizyon projeleri tam bağımsızlığın ve güçlü bir Türkiye’nin müjdeleyicisiydi.

Büyük hedefler için daha yolun başındayız...

Başlangıçta en az % 53 ve nihai olarak % 80 yerli katkı şartıyla üretilmesi planlanan milli yüksek hızlı tren, milli elektrikli tren ve milli dizel tren seti projesi devam ederken, milli yük vagonu üretimi TCDD’nin Bağlı Ortaklığı TÜDEMSAŞ’ta başarıyla gerçekleştirildi.

İstanbul’da Asrın projesi Marmaray ile yolculara metro standardında hizmet vermek için TCDD öncülüğünde Ankara’da Başkentray, İzmir’de Egeray, Gaziantep’te Gaziray ve Balıkesir’de Balray projeleri yürütülüyor.

Raylı sistemlerde 2023 vizyonu

“Her yerde metro ve her yere metro” sloganıyla başlatılan Türkiye'de şehir içi raylı sistemlerin uzunluğu 2023 yılına kadar 1.200 km'ye tüm yurdu saran demir ağların uzunluğu ise 25.000 kilometreye ulaşacak.

“Raylı Sistemler Milli Davamızdır” anlayışıyla yurdun dört bir yana yayılmış 170 firmayı ve 32.000 çalışanı yerli ve milli üretim için seferber eden ARUS, 2023 yılına kadar İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer illerimizin ihtiyacı olan ve toplam maliyeti 20 milyar, altyapıları ile 50 milyar Euro’yu bulan 7.000 adet tramvay, hafif raylı ulaşım aracı ve metro, 1.000 adet elektrikli lokomotif, dizel lokomotif ve yüksek hızlı treni üretebilecek teknolojik güce ve kararlılığa sahiptir.

Tasarımından üretimine kadar milli markaların çıkması için mücadele eden Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümelenmesi ile güç birliği yapan sanayiciler, ülkemizin aydınlık yarınlarına inanıyor ve Milli raylı ulaşım sistemlerini üretmek ve milli markalarımızı birer dünya markası haline getirmek için büyük çaba gösteriyorlar.

500 milyar dolar ihracat hedefine ulaşmak, dış ticaret açığını kapatmak, istihdam yaratmak, işsizliği ve yurt dışına giden dövizi önlemek, kalkınmamıza destek vermek için yerli ve milli üretime mutlaka geçmek zorundayız.

ANADOLU RAYLI ULAŞIM SİSTEMLERİ KÜMELENMESİ olarak, yarınlarımızın geleceği ve ülkemizin tam bağımsızlığı için yerli ve milli üretim seferberliğinin lokomotifi olduğumuzu ilan ediyoruz.

Unutmayalım!

Tam bağımsızlığın anahtarı yerli ve milli üretimdir...

Milli sanayisini kuramayan toplumlar hiçbir zaman özgür olamazlar…

Bağımsız ve daha güçlü bir Türkiye için...

Geleceğimiz için...

Yerli ve milli düşünmek,

İşbirliği-Güçbirliği ve Milli Marka inancıyla üretmek zorundayız!

 

 


Tüm RÖPORTAJ & BAŞARI HİKAYELERİ haberleri için tıklayınız.
Top